30 Nisan 2010 Cuma

Türk Kimdir, İngiliz Nedir?

İngiltere ve Fransa’da son beş yıldır süren “milli kimlik” tartışması, hükümetlerin siyasi koz sağlama amaçlı günübirlik politikaları tarafından tetiklendi. Ancak bu tartışmaların temelinde, hakiki bir toplumsal ihtiyaç var. Öyle ya da böyle, bu tartışmalar sayesinde İngiltere ve Fransa’da toplumsal “öteki” yeniden tanımlanıyor. Türkiye’nin bölgesel bir süpergüç olabileceği yakın gelecekte benzer bir tartışma bizde de başlasa, acaba “Türk-Kürt gerilimi” kalıcı olarak sona erer mi? DEVAMINI OKU

23 Nisan 2010 Cuma

Erdoğan'ın Çakısı, Lula'nın Parmağı

Türkiye’yi İran meselesinde ABD ile “çarpışma rotasından” çıkaran, uluslararası arenanın yükselen yıldızı Brezilya ile sergilediği ortak duruş oldu. Böylece Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Balkanlar’dan sonra bir alanda daha, akıllıca bir taktikle Ankara’ya geçici, ama önemli bir kazanım elde ettirdi. Fırsat bu fırsat, Latin Amerikalı bu yeni müttefikimizin küresel güç olma yolundaki deneyimlerinden yararlanamaz mıyız? BRIC’i “BRIC-T” yapmak için illa bir Lula mı lâzımdır mesela? “Türkiye yönetilemez, idare edilir” ise, Brezilya’yı nasıl yönetiyor Lula? DEVAMINI OKU

24 Mart 2010 Çarşamba

ABD ve Türkiye Çarpışma Rotasında

Yıllardır ABD ile ortak bir dış politika uygulayan AKP Hükümeti, İran’ı ikna edemeyip bir de üstüne Tahran’a “biraz fazla” yaklaşınca, Washington’ın “kara listesine” alındı. Ermeni soykırımı tasarısının engellenmesi konusunda Obama Yönetimi’nin sergilediği “isteksizliğin” nedeni de bu... Perde arkasında durum çok daha ciddi. Washington-Ankara ilişkileri, bu tek mesele yüzünden tezkere sürecinde yaşanandan bile gergin bir döneme girebilir. Asıl rahatsız edici olan ise ABD’nin medya üzerinden Ankara’ya şantaj yapmaya başlaması... DEVAMINI OKU

16 Mart 2010 Salı

Soykırım Fetişistleri Ve 'Özür' Özürlüler

1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen ülkelerin sayısının artması, Türkiye’de yılgınlık ve bıkkınlığa neden olmamalı. İddia ediyorum: ABD birkaç yıl daha “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanmazsa, bu konu muhtemelen bir daha asla uluslararası gündeme gelmeyecek. Türkiye ise ciddi bir meseleden kurtulacağı o gün, başkalarının değil, kendi iradesiyle tarihiyle yüzleşmeye hazır olmalı. Ne resmi tarih müptelalarının, ne de “soykırım” fetişistlerinin hoşlanacağı bir önerim var: Bence bireyler değil ama devlet, Osmanlı Ermenileri’nden özür dilemeli; ama bununla da kalmamalı... DEVAMINI OKU

7 Mart 2010 Pazar

Soykırım Tasarısı Kahır Değil Lütuf

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin Ermeni soykırımını tanıyan karar tasarısını bir oy farkla kabul etmesi, Ankara’nın ve Türk halkının büyük tepkisini çekti. Oysa reel politik açısından bu gelişme, Türkiye için harika bir haber. Aslında hiçbir anlamı olmayan bu oylama sayesinde Ermeni lobisi ilk kez psikolojik üstünlüğünü kaybetti, Ankara üstündeki “protokolleri onayla” baskısı kalktı ve Obama’nın bu yıl da “soykırım” demeyeceği kesinleşti. Şimdi Türkiye’nin bu “harika krizi” ziyan etmemek için uyanık olması gerekiyor. DEVAMINI OKU

24 Şubat 2010 Çarşamba

Salinger'a Ağıt: iPad Kazandı


Yaklaşık bir aylık gecikmeyle yayınlanan, yâni gündemi ıskalayan bir yazı bu... Amerikalı yazar J.D. Salinger’ın ölümünün, dünya için ne ifade ettiğine dair bir yazı... Küresel köyün münzevi kavalcısının, peşine taktığı çocuklarla terkettiği postmodern şehirde, arkasında bıraktığı “iPad” ile ilgili bir yazı... DEVAMINI OKU

2 Şubat 2010 Salı

Bir Dünya Balyoz

“Balyoz” iddialarının ardından bazı kesimler, dünyanın hiçbir demokrasisinde askerin “iç tehdide karşı sıkıyönetim hazırlığı yapmadığını” savunmaya başladı. Türkiye’de neyin ne olduğu henüz anlaşılamadığından işi yargıya bırakmak en iyisi, ama dünyadaki tablo da yıllardır benzer bir halde. Gelin size Batı Avrupa’daki “iç tehdit” önlemlerinden ve ABD’nin “sıkıyönetim hazırlığından” bahsedeyim. DEVAMINI OKU